Düşüncenin kurşuna dizildiği bir çağda yaşıyoruz.

“Hiçbir şey düşünmeyeceksin, hatta hiçbir şey düşünmediğini bile…” demiş Nazım Hikmet.

Şimdiye kadar düşüncelerinden dolayı yıllarca hapis yatmış onlarca aydın yazar var ülkemizde. Düşüncelerinden dolayı Sabahattin Ali kaybedildi. Bulgaristan sınırında öldürüldüğü iddia edildi. Nazım Hikmet yıllarca hapis yattı. Ruhi Su’lar, Ahmed Arif’ler, Orhan Kemal’ler… en ağır işkencelere uğradılar yıllarca hapis yattılar.

Bu düzen hiçbir zaman devrimci düşüncenin yayılmasını istemez, çünkü düşünceden bir sonraki adımın eyleme geçmek olduğunu bilir. Bu sömürü düzeninin devamı için, sanatçılara karşı, halka karşı büyük bir kinle davranır. Bu nedenle düşünce suçu diye bir suç üretmişler.

Bununla birlikte ifade özgürlüğü de yasaklanmıştır. Parasız eğitim isteğini pankart açarak ifade eden öğrencilere 7.5’ar yıl hapis cezası verdiler. Halkın hiçbir ifade özgürlüğü yoktur, buna izin verilmez.

Okulda sen sus müdür konuşsun,

Askerde sen sus komutan konuşsun

Meydanda sen sus sarı sendikalar konuşsun

ve nihayetinde sen sus Tayyip konuşsun…

Düşünceni ifade edersen, Soma’da tekme yersin, bizzat Tayyip’ten yumruk yersin… Öfkeden kudururlar, dillerinden öfke manzumeleri dökülür; “ananı da al git…” derler.

Böyle bir düzende hiç kimse ifade özgürlüğünden bahsedemez, sadece Twitter’larda yazdıkları için gece yarıları evleri basılanları biliyoruz. 16 yaşındaki çocuğun konuşmasına bile tahammül edemiyor, hapse tıkıyorlar. Bugüne has bir politika değil.

Düşünce ve ifade “suçlarına” cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana en ağır cezaları verdiler. Hiç kimse, yarın başıma ne gelir… kaygısı taşımadan tek kelime edemez ülkemizde.

Düşüncelerini özgürce ifade edenler, bu uğurda mücadele edenler devrimcilerdir. Elbette bunun bedelini çok ağır ödüyor devrimciler. 2000 yılında, Amerika ve Avrupa Birliği’nin projesi olan F tipi hapishaneler hızla inşaa edildi. Hapishanelerdeki yüzlerce devrimci tutsağa, “ya düşünce değişikliği ya ölüm” dediler. Düşüncelerini savunan devrimcilere karşı 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 hapishaneye birden kanlı bir baskın yapıldı, 10 bin asker, polis, helikopterler, bombalar kurşunlar, yangın bombaları kullanıldı… 28 tutuklu katledildi, yüzlercesi yaralandı… Bu operasyonda Bayrampaşa Hapishanesi’nde 6 kadın diri diri yakıldı, bedenleri tanınmaz hale getirildi, kömürleşti. Ve devrimci tutsaklar sosyalizm düşüncelerini savunmak için 7 yıl ölüm orucu yaptılar… 122 devrimci hayatını kaybetti… Bugün düzende, düşünceyi savunmanın bedeli bu kadar ağır…

Düşünceyi savunmanın onuru bu nedenle devrimcilere aittir.

İlgili Yazılar