Grup Yorum’un Ege Üniversitesi’nde yapmak istediği 30. yıl söyleşisi, Kürt Milliyetçileri’nin saldırısı ile engellenmek istedi.

2015 yılı, Grup Yorum’un 30. yılı ola- cak. 30. yılımızı tarihimize, gelenek- lerimize ve halkımıza yakışır bir şe- kilde; en görkemli haliyle kutlamaya hazırlanıyoruz. 30. yılımızın en önemli etkinlikleri, stadyumlarda düzenleye- ceğimiz konserler olacak. Bu defa sa- dece İstanbul’da değil, İzmir, Ankara, Adana ve Elazığ’da da stadyumlarda konserler vereceğiz.

Bu konserleri de her zaman olduğu gibi halkın elleri, halkın yaratıcılığı ve dayanışması ile örgütleyeceğiz. Bu nedenle ülkemizin dört bir tara- fında söyleşiler düzenliyor, halkımıza Grup Yorum Gönüllüsü olma çağrısı yapıyoruz.. Bu söyleşilerden 8’ini ver- mek ve hafta sonu vereceğimiz kon- ser için hazırlıklarda bulunmak için 17.12.2014 Çarşamba günü İzmir’e geldik. Bu söyleşilerden ilkini Ege Üniversitesi’nde, öğrenci arkadaşlarımız- la gerçekleştirecektik.

Okula geldiğimizde, söyleşiyi düzen- leyen arkadaşlardan, söyleşinin yapı- lacağı alanın Kürt Milliyetçileri tarafın- dan işgal edildiğini, bizi hiçbir şekilde o alana sokmayacaklarını ve söyleşiyi engelleyeceklerini söylediklerini öğ- rendik. Buna kimsenin hakkı olma- dığını ifade ederek, söyleşi alanına doğru yöneldik. Daha biz alana girer girmez, onlarca kişi önce önümüze barikat oluşturdu ve alandan çıkma- mızı istedi. Hiçbir şekilde bu söyleşiyi yaptırmayacaklarını söylediler. Bunu kimsenin engelleyemeyeceğini, buna asla izin vermeyeceğimizi, 30 yıllık tarihimiz boyunca birçok konserimi- zin, eylemimizin, söyleşimizin faşizm tarafından sayısız kez engellenmeye çalışıldığını, yüzlerce polisle, coplarla, TOMA’larla korunduğunu, ama bun- ların hiçbirinin fayda etmediğini, on- ların bu amacının da faydasız olduğu- nu, bu söyleşiyi mutlaka yapacağımızı söyledik.

Ama bizi dinleyen bir irade yoktu. İn- fial halinde bizi alandan çıkarmaya çalışıyorlardı. Defalarca kez karga-tu- lumba, itekleyerek, sürükleyerek alan- dan çıkarmaya çalıştılar. Hakaretlerle, bağırarak, sloganlarla sürekli baskın olmaya çalıştılar. Sesimizi boğmaya çalıştılar. Fırsatını bulup dinleyicileri- mizi toparladığımızda önce ses siste- minden hemen yanı başımızda şarkı açtılar. Engelleyemeyince sloganlarla bastırmaya çalıştılar. Yine engelleye- meyince tekrar saldırıya geçip yaka paça alanın dışına atmaya çalıştılar. Bu şekilde yaklaşık 1 saat kadar sür- dü. Biz de tüm bu saldırılar altında da olsa, daha sınırlı sürede ve daha sınırlı bir katılımla da olsa söyleşimizi bir şe- kilde tamamladık.

Genel olarak fiziki şiddete (vurmak vb) yönelmemek gibi bir tutumları olmakla birlikte, içlerinde provokatör olduğunu düşündüğümüz bazı un- surlar da vardı. Bunlardan biri Yorum elemanı İnan Altın’a yumruk attı, tep- kiler ona yönelince hızla uzaklaştırıldı.

Bu kişi fotoğraflarla tespit edildi. Bu kişinin dışında birkaç kişi daha sürekli şiddet eğilimli ve saldırgan bir üslup içindeydi.

 Ancak saldırının bir parçası haline getirilen Kürt gençlerinin aslında du- rumdan hiç hoşnut olmadıklarını göz- lerinden okuyabiliyorduk. Yorum’la, devrimcilerle karşı karşıya getirili- yorlardı. Onlara seslendiğimizde; ‘bu yaptığınız büyük ayıp, büyük yanlış, büyük bir suçtur, bunun hesabını ta- rihe de halklarımıza da veremezsiniz. Gidin halk düşmanlarının karşısına dikilin. Sloganlarınızı onlara karşı atın. Biz sizin düşmanınız değiliz. Halk güç- leri arasındaki sorunlar bu yöntemle çözülmez. Zorbalıkla çözülmez. Bizim buradan ölümüz çıkar ama bu söyle- şiyi yine yaparız. Ve sizi düşmanımız olarak görmüyoruz, varsa bir eleşti- riniz söyleşiye katılıp ifade edebilirsi- niz’ gibi konuştuğumuzda duruyordu çoğu. Aslında kandırılıyor, yalan yan- lış bilgilerle bize karşı kışkırtılıyorlardı. Bunu görmelerini sağlamaya çalışı- yorduk. Milliyetçilik denen illetin nasıl körleştirdiğini görmelerini sağlamaya çalışıyorduk.

Eylemin sorumlusu durumundaki ki- şiler de hem ikili görüşmeleri çarpıtıp, yalan söyleyip kitlelerini kışkırtarak, hem sürekli ‘5 dakika içinde çıkmaz- sanız kitleyi tutmayız’ şeklinde tehdit eden bir üslupla, hem de hakaret, ko- nuşma yaptığımız mikrofonun fişini çekmek gibi provokatif bir tutumla, saldırının siyasi sorumluluğunu üst- lenmiş oldular.

Bizimle yaptıkları görüşmede bu ala- nın ‘öz savunma güçleri’ olduklarını, burayı yıllar önce kendi şehitlerinin kurduğunu, o zamandan bu yana da diğer yapıların desteğini almakla bir- likte esas olarak kendilerinin korudu- ğunu, bu nedenle burası ile ilgili ira- denin kendilerinde olduğunu, bunu diğer yapıların da kabul ettiğini, bu nedenle bizi sokmayacaklarını, emri ‘Kandil’den’ aldıklarını söylediler.

Biz bunun doğru olmadığını, böyle ortak kabul edilmiş bir iradelerinin ol- madığını, buranın okulun bir bahçesi olduğunu, herkesin kullanmak gibi bir hakkının olduğunu, esas olarak halk düşmanlarının, hep birlikte en- gellenmesi gerektiğini söyledik. Buna rağmen tarzlarını değiştirmediler.

Diğer sol gruplar araya girmiş bir gerginlik çıkmasını engellemeye ça- lışıyordu. Ama içlerinde kimi gruplar (özellikle SDP sorumlusu olduğunu iddia eden kişi) kraldan daha kralcı bir üslupla, adeta ağabeylerinden aferin alıp başını okşatmak için yanıp tutu- şuyormuş gibi görünüyordu. Güya arada duruyordu ama bize sürekli ‘dışarı çıkın, burayı provoke etmeyin’ diye bağırıp duruyordu. Böyle kişilik- siz örneklere de rastladık.

Tüm engelleme çabalarına, defalar- ca bölmelerine rağmen söyleşimizi bir şekilde tamamladık. Bu söyleşiye katılmak isteyen öğrencilerin çoğu korkup uzaklaşmıştı. Ama çağrı yapıp etrafımıza gelmelerini istediğimizde onlarca öğrenci geliyordu yanımıza. Yaşanan tüm gerginliğe rağmen alanı terk etmemişlerdi. Onlar içinden 22 kişi Grup Yorum gönüllüsü olmayı ka- bul edip ismini yazdırdı.

Milliyetçilik denilen burjuva ideolo- jisinin ve kuyrukçuluğun ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha bizzat yaşayıp görmüş olduk. Gencecik, pırıl pırıl, halktan insanlarımızın beyninin böyle çarpık ideolojilerle nasıl kir- letildiğini, bu gençlerin yalan yanlış bilgilerle nasıl saflaştırıldığını görmüş olduk.

Kürt Milliyetçi hareketinin bu saldı- rılarını da; tıpkı faşizmin saldırıları- nı, emperyalizmin saldırılarını boşa çıkardığımız gibi engelleyeceğiz. Yangına körükle gitmeyeceğiz. Kürt halkının onurlu, yiğit, ahlaklı erdemli gençliğini bu ideolojinin etkisinden kurtarmak boynumuzun borcudur. Onlara gerçekleri daha güçlü haykır- mak görevimizdir.

Hangi saldırı olursa olsun, doğruları- mızı ve ilkelerimizi savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Halklarımızın tür- külerini daha güçlü söyleyeceğiz…

Türküler Susmaz Halaylar Sürer!