Şöyle başlayalım: Felsefe alanında Slavoj Zizek her ne ise, ekonomi-politik alanında da Thomas Piketty öyledir. Hatırlanır, bir süre öncesine kadar burjuva basın, malum magazin diliyle, S. Zizek için “solun yeni rock-starı” diyordu.

Şimdi, “solun yeni rock-starı”

olarak Thomas Piketty ilan ediliyor. Gazeteci soruyor: “Sizin için ‘solun yeni rock starı’ diyorlar. Hoşunuza gidiyor mu bu benzetme?” (23 Kasım 2014- Kübra Par Röportajı- Habertürk)

T. Piketty cevaplıyor: “Ne mutlu oluyorum, ne de mutsuz. Biraz komik bir durum. Yeter ki kitap daha çok satsın,ne dediklerinin önemi yok!”Piketty’nin kitaptan kastı, “Kapital”adını verdiği ekonomik inceleme kitabıdır.Piketty’nin kitabının adının Karl Marksustamızın kapitalizmin işleyiş yasalarınıaçığa çıkardığı tarihsel eseri “Kapital” ile benzerlik taşıması, tesadüf değildir. İçeriğinden öte, soysuz bir pazarlama yöntemidir bu. Kapitalizmin işleyiş yasalarını deşifre etmesiyle, devrimci bir etkiye sahip olan Marks’ın eserinin tarihsel prestijini istismar etmeye kalkışmışlardır.

Aslında, T.Piketty’nin kitabının içeriğinin kime hizmet ettiğini anlamak için, kimin bastığına bakmak yeterli olur. Ülkemizde bu kitabı İş Bankası bastı ve yayınladı. Ve dahası, emperyalizmin  rehber gazetesi olan Financial Times, bu kitaba .dül vermekte gecikmedi. (Geçerken hatırlatalım: Marks ustamızın

“Kapital” kitabını, ülkemizde Sol Yayınları bastı ve yayınevinin sahiplerinden İlhan Erdost; bunun bedelini katledilerek ödedi.) Piketty’e “Günaydın” Diyoruz(!)

Fransa akademisinde ekonomi profesörü olan Piketty, 700 sayfalık kitabında, 20 ülkeden topladığı 200 yıllık veriler ışığında, sermaye birikiminin nasıl belli ellerde toplandığını ve bunun da gelir eşitsizliğini nasıl büyüttüğünü anlatıyor. Kısaca, “yeni” bir şey anlatmıyor.

Halkların gözyaşı ve kanla tecrübe ettiği, halkların devrimci önderlerinin nasıl gerçekleştiğini bilimsel olarak çoktan deşifre ettiği kapitalist s.mürünün bir boyutunu “bulgularla” ve hayli masumlaştırarak anlatmış Piketty.

“Kitabınızın temel argümanı ne?” sorusuna bakın ne cevap veriyor: ‘Kitabımın en önemli bulgusu, endüstri devriminin, büyüme ile sermaye geliri arasındaki eşitsizliği gidermemiş olması…

Tüm çığır açan buluşlar, emek geliri ile servet arasında artan uçurumu kapatmaya yetmedi.’ (23 Kasım 2014/ Habertürk)

Biz deThomas Piketty’e:

“Günaydın” diyoruz (!)

Kapitalizm o eşitsizliğin kaynağıdır. Marks ustamız, kapitalizmde sermaye birikiminin yoksulluğu arttırıp eşitsizliği nasıl büyüttüğünü ‘Kapital’ eserinin içinde “Kapitalist Birikimin Genel Yasası” kapsamında açıklamıştır.

Diyebiliriz ki, Marks ustamızın yaptığı kapitalizmin işleyiş yasalarına dair tarihsel bir keşif iken, Piketty’nin yaptığı ise daha önce keşfedilen gerçekliğe zenginler için mavi tur düzenlemekten başka bir şey değildir.

Açık olan şu ki, kapitalizmde sermaye birikimi, s.mürü temeline dayanır. S.mürü arttıkça da, eşitsizlik ve yoksullaşma artar.

Marks’ın Kapital’deki ifadesiyle söylersek:

“… Sermayenin bir yanda (burjuvazinin elinde-bn-) birikmesiyle yoksulluğun, acı çekmenin, bilgisizliğin, aptallaşmanın, ahlaksal düşkünlüğün, köleliğin .bür yanda; bizzat sermayeyi üreten sınıfın (emekçilerin –bn-) yanında birikmesi birbirine eşittir.”

Piketty ve benzerleri bunları bilir elbette. 20 ülkeden 200 yıllık verilerle kapitalizmin gerçeğini yorumlamala  rının nedeni, bu sorunun tarihsel ..zümünün  üstünü örtmekten başka bir şey değil. Ki Piketty’nin, soruna hayli

eksik bir biçimde değindikten sonra, önerdiği “..züm” burjuvaziye hizmet etmektedir.

Piketty Cahil Değil, Yalancıdır Emperyalist kapitalist sistem sürdürdüğü s.mürü ve yarattığı eşitsizlik, yoksullaşma, açlık, işsizlik, yozlaşma, zulüm… ile halklar için cehennemden farksızdır. Kapitalist ‘cehennem’in tek alternatifi vardır: Sosyalizm…

Piketty ve benzerleri, işte bu bilimsel ve tarihsel gerçeği örtbas edebilmek için “20 ülkeden 200 yıllık bulgular” sosu kullanarak, “..züm” diye yine kapitalizmi öneriyorlar. Burjuvazinin Piketty’i sevmesinin nedeni de budur. Gazeteci soruyor: “Komünizm ya da sosyalizm gibi sistemler olmadan da eşitliğin sağlanabileceğine inanıyorsunuz yani…”

Piketty’nin cevabı, burjuvazi ve proletarya arasındaki kavgada kimin yanında saf tuttuğunu da gösteriyor: “Evet elbette… Özel mülkiyeti koruyarak, kapitalizmi daha eşitlikçi bir sistem haline getirebiliriz. Kapitalizmi düzenlemenin farklı yolları var. Yeni yollar da bulabiliriz. Bu konuda çok umutluyum.”

Elbette Piketty ve benzerleri, kapitalizmden hiçbir şey anlamadıkları için böyle söylemiyorlar. Cahil oldukları için böyle önerilerde bulunmuyorlar. Cahil olsalar, ‘masum’ olurlardı ama değiller. .ünkü önerileriyle burjuvaziye hizmet ediyorlar.

Her anlamda .ürüyen, halklara açlık, yoksulluk, yozlaşma, zulüm dışında bir şey vermeyen emperyalist-kapitalist sistemin reformlarla iyileştirilebileceğini söylemek, halkları kandırmaya kalkmaktan başka bir şey değildir. Böylesi yaklaşımların da “yeni” bir yanı yoktur. Kapitalizmin yapısal krizinin zirvesine tırmandığı her dönem, Piketty gibileri çıkıp halklara düzen içi sahte umutlar empoze etmeye çalışmışlardır.

Sosyal Bilimin Son Sözü Nedir?

Piketty’nin bulduğu “..züm”, bir tür vergi düzenlemesidir. Buna “Artan oranlı servet vergisi” adını veriyor.

İşte, Piketty’nin kapitalizmin sorunlarına bulduğu “dâhiyane” ..züm önerisi:

“… Artan oranlı servet vergisi ile bu sorun ..zülebilir. Avrupa’da 1 milyon Euro’nun altında geliri olanlardan net servetleri üzerinden 0,1 oranında, 1 ila 5 milyon Euro arasındakilerden yüzde 1-2 oranında, 2 milyonun üzerinde serveti olanlardan ise yüzde 2 oranında vergi alınmasını önerdim. Dikkat ederseniz gelir vergisinden değil servet vergisinden söz ediyorum.”

Piketty’nin diliyle, burjuvazi bize şunu söylüyor: Evet, kapitalizm sizi aç ve açıkta bırakıyor. Ama bu sorunun kapitalizm içinde çözümü var. örgütlenip devrim yaparak sosyalizmi kurmanıza gerek yok. çünkü, zenginlerden daha fazla vergi alınırsa kapitalizmi de iyileştirmiş oluruz… Buyrun burdan yakın

(!)

İşte biz yoksullara böyle diyorlar. Ki Piketty ve benzerleri, geçmişten bugüne halklara yanlış bilinç, sahte umut taşımanın görevlisi olmuşlardır.

Kapitalizmin bunalımına, .ürümesine, çöküşüne bu türden öneriler de çare olamaz. Kaldı ki, Adam Smith’den bu yana böylesi vergi düzenlemeleri önerilmiştir.

Ve böylesi düzenlemelerin de sihirli değnek olmadığı görülmüştür. Piketty de bunları bilir. Ama onun görevi, ‘kapitalizmin sorunları bir takım iyileştirmelerle kapitalizmin içinde çözülebilir’ yalanının propagandasını yapmaktır.

Gazeteci Gila Benmayor’un “Demokrasinin kapitalizmin kontrolünü nasıl alacağına ilişkin kafa yormak gerek’ diyorsunuz?” sorusuna, şu cevabı veriyor Piketty:

“Demokratik kurumlar kapitalizmin sınırlarını çizmelidir. Servetin çok fazla birikmesi örneğin vergiyle önlenebilir.

Her yıl nasıl tarım politikaları gözden geçiriliyorsa eşitsizliği azaltmak için servet, veraset ile ilgili politikalar gözden geçirilebilir, değişiklikler yapılabilir.

Kapitalizm devam edecek. Başka şekillere girecek…” (23 Kasım 2014 / Hürriyet- Pazar/syf:10)

Burjuvazi, Piketty ve benzerleri üzerinden “Kapitalizm devam edecek” yalanını, “bilimsel” bir maskeyle yutturmaya çalışıyor.

Kapitalizm hayatın her alanında ve her an, herkesin görebileceği açıklıkta eşitsizlik yarattığının farkında olan halktan her insan eşitlik, yani adalet özlemi çeker. Söz konusu olan, halkların Ekmek, Adalet, .zgürlük hasreti, arayışıdır.

Halklar aradıklarını nerede ve nasıl bulacaklardır?

Piketty ve benzerleri, geçmişten bugüne bu sorunun bilimsel, tarihsel, gerçek cevabını çarpıtmak için var olmuşlardır.

Gazeteci soruyor: “Yeniden daha eşit

bir dünya yaratmak için büyük savaşlara

ve krizlere mi ihtiyacımız var yani?”

(23 Kasım 2014/Habertürk)

Piketty’nin cevabı şudur: “Hayır, sorunu daha barışçıl yoldan çözebilecek kurumlarımız ve politikalarımız var. Teknolojideki ilerlemeyi ve piyasadaki büyümeyi ortak çıkarlar için kullanacak daha güçlü kamu kurumlarına ihtiyacımız var.”

Yukarıdaki sorunun içerdiği anlama, eş deyişle halkların Ekmek, Adalet, özgürlük hedefine nasıl ulaşacaklarına, Marks ustamız tarihsel bir cevap vermiştir: “… Ancak artık sınıfların ve sınıf çelişmelerinin bulunmadığı bir düzendedir ki, sosyal evrimler, artık siyasi devrimler olmaktan çıkacaklardır. O zamana kadar toplumun her yerinden değiştirilip düzeltilmesinin arifesinde sosyal  bilimin son sözü şu olacaktır. YA MÜCADELE YA ÖLÜM YA KANLI SAVAŞ YA DA YOK OLMA.” (Felsefenin Sefaleti/syf:195/Sol Yayınları)

Piketty ve benzerleri, geçmişten bugüne,

Marks’ın ifade ettiği bu tarihselgerçeği örtbas etmek, çarpıtmak içinburjuvaziye hizmet etmişlerdir.Burjuva Bohemlerin Yeni GözdesiBöylelerinin karakteristik bir özelliğide, Marks’a saldırmalarıdır.Gazeteci soruyor: “Marksist olmadığınızve Das Kapital’i beğenmediğinizdoğru mu?” (23 Kasım 2014/Habertürk)

Piketty’nin cevabı şu oluyor: “Das Kapitalçok sıkıcıydı, okuması çok zordu.

Benim kitabım daha kolay okunuyor.”

Mesaj açık: Sıkıcı Kapital’i değil, benimeğlenceli kitabımı okuyun…Gazeteci herhalde bu kibirli cevaba şaşırmışolmalı ki, bir yanıyla itiraz ediyorve “Ama o 19. Yüzyılda yazılmıştı?”

Şımarık zengin çocuklarının bencilliğiniandıran cümleleriyle Piketty’nincevabı şu oluyor:

“O tarihte yazılmış daha kolay okunankitaplar da var. Marks’ın kitabının eneksik tarafı yeterli tarihsel data (bilgi)sunmaması. Marks çok sayıda uzun vesoyut teorik spekülasyona yer vermiş.Benim perspektifim çok daha tarihsel.Arşivlere girdim, çok sayıda veri topladımve tek yaptığım o verileri okuyucuyagöstermek oldu. Daha iyi teorilereya da fikirlere sahip olduğumu söylemiyorumama benim kitabım kanıtlaradayanıyor.”Son cümlede mütevazı olayım derkenbile, kibiriyle göz çıkartıyor.

Bilinir: “Toplumun ekonomik hayatı–üretim, değişim, dağıtım, tüketim-ekonomik kanunlara tabidir. Bukanunları ortaya çıkarmak ekonomipolitiğin görevidir.” (Ekonomi PolitiğinTemelleri-syf:40- May Yayınları)

Bu görevi halklar adına Marks ustamızyerine getirmiş ve kapitalizmin ekonomikkanunlarını ortaya çıkarmıştır. KiMarks, ‘Kapital’i yazmasının amacını“modern toplumun ekonomik hareketyasalarını ortaya koymak” olarak ifadeetmiştir. Ve bunu başarmıştır.

O günden bu yana, kapitalizmin işleyişive bu işleyişin kaçınılmaz sonucununne ve nasıl olacağı emekçiler için“sır” olmaktan çıkmıştır. Bu yanıyla,‘Kapital’ sadece devrimciler için değil,entelektüel namusa sahip her aydıniçin alanında temel bir eserdir. Deyimyerindeyse, kapitalizmin ipliğini pazaraçıkarmış, atomlarına kadar parçalayarakincelemiştir.

Piketty’nin “Benim perspektifim çokdaha tarihsel” demesi kü.ük-burjuvakibirinin büyüklüğünü ve entelektüelnamus düzeyinin, bilimselliğinin alçaklığınıgösterir.

İşte bu “alçaklık” Piketty’i, burjuvaziningözdesi yapmıştır. Kendisiyle röportajyapan gazetecinin dediği gibi: “Kitabınbu kadar ilgi görmesinin nedeni sadeceortaya koyduğu tezlerle açıklanamaz.

Yakışıklı, bir Fransız ekonomistin birnevi tatlı su solculuğu yaparak” devrimci olmadan da eşitlikçi g.rünebiliriz”mottosu (şiarı) günümüz burjuvabohemlerine ve beyaz yakalılarına çokçekici geldi.”

Kapital’in Tarihsel Önemi…Piketty’nin Kapital’ini burjuva bohemlerinebırakıyoruz. Biz, Marks ustamızıneserlerini okumaya, anlamaya veanlatmaya devam edeceğiz.

Engels ustamız, yoldaşı Marks’ın ortayakoyduğu Kapital’in tarihsel önemini şöyle vurgular:

“Yeryüzünde sermayedarlar ve emekçiler var olduğundan beri bundan önemli hiçbir kitap yayınlanmamıştır. Sermaye ile emek arasındaki ilişki, tüm toplum sistemimizin üstünde d.ndüğü bu eksen, ilk kez burada bilimsel olarak açıklanmaktadır.” (Aktaran: Felsefe Ansiklopedisi- Cilt:3)

Bu açıklamayı kavrayıp gereğini yapanların sözleri ise, Mahir Çayan’ın dilinden şöyle d.külür:

“Onların bugün büyük g.rünen gü.leri ve imkânları bize vız gelir. Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır…”

Kapital, o “koca dünya”nın emekçiler tarafından nasıl yaratıldığını ve burjuvazinin, bunu nasıl çaldığını bilimsel olarak gösterir.

Neden Okunmalı Kapital? Dünya halklarının onurlu aydınlarından Louis Althusser, neden Kapital okunmalı, incelenmeli sorusuna şu cevabı verir:

“… Önce, proleter militanların pratikleriyle çoktan anladıkları bir şeyi, Marksçı kuramın devrimci niteliğini tüm kapsamı içinde ve tüm bilimsel ve felsefesel sonuçlarıyla gerçekten anlamak için. Sonra, bugün Marksçı kuramın önünde ciddi bir tehlike olan tüm burjuva ve kü.ük burjuva yorumlara, eş deyişle gözden geçirmelere, özellikle ekonomizm ve hümanizme karşı onu savunmak için. Daha sonra, Marksçı kuramı geliştirmek ve kendi ülkelerimizde ve başka ülkelerdeki sınıf çatışmasının bugünkü durumunu çözümlemede işimize yarayacak bilimsel kavramlar bulmak için.” (Age:Felsefe Ansiklopedisi- Cilt:3-syf:209- Remzi Kitabevi)

Devrimci ideolojimiz ve onun temel eserleri, hayatı aydınlatmaya devam ettiği sürece, burjuvazinin hiçbir yalan ve yaygarası, kapitalizmin alternatifinin sosyalizm olduğunu ve bu alternatife devrimle ulaşılacağı gerçeğinin üzerini örtemeyecektir…