“Atına binmiş de elinde dizgin
Vardığı cephede hiç olmaz bozgun
Çeteler içinde Yılanım azgın
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Kürt uşağı namus günüdür

Sürerim sürerim, gitmez kadana
Fransız kurşunu değmez adama
Benden selam söylen nazlı anama
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Kürt uşağı kavga günüdür

Karayılan der ki; harbe oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Kürt uşağı kavga günüdür”

Anadolu halkı vefalıdır yiğitlerine. Sazlarıyla, sözleriyle, ağıtlarıyla anarlar düşenlerini. Karayılan bin bir açan tohum gibi düşerken toprağa; Antep halkı işte bu sözlerle andı onu…
Anadolu tarihi sayısız kahramanlık, direngenlik ve zulme karşı başkaldırışlarla doludur. Hiçbir an yoktur ki Anadolu’da yeni bir kahramanlık destanı yazılmasın, yeni bir yiğit yoğrulmasın. Kawa’dan, Bedreddin’den, Mahirler’den bugünlere uzanan bu tarihin belki de en destansı dönemi “Kurtuluş Savaşı”mızdır. Emperyalizmin işgallerine karşı Anadolu halkının topyekun direnişi bu dönemdedir. Osmanlı’nın işbirlikçiliğine karşı dik duruş işte yine bu dönemdedir.
Halk işgallere karşı yerelde örgütlenip Kuvva-i Milliye adını alırken, İzmir’de Hasan Tahsin ilk kurşunu atarak başlattı direnişi…v
Ardından Demirci Mehmet Efe, Ege Dağları’nda ayaklandı…
Ve İç Anadolu’da Ethem…
Ve Maraş’ta Sütçü İmam…
Ve Antep…
Tam 6317 şehit ile tarihinin en amansız savaşına tanık olmuştu. Bir yandan işgalciler, bir yandan soyguncu çeteler… Düşman şehre ilk ayak bastığında gelenler İngiliz’di. Ardından Antep’i Fransızlar’a bıraktılar. Antep halkı öfkeliydi, gizli örgütlenmeler daha ilk günden başlamıştı. Ufak bir kıvılcıma bakıyordu her şey. Ve 21 Ocak 1920, ilk kıvılcım alevlendi. Annesiyle birlikte evine giderken, Fransız işgalcilerin tacizlerine taşla karşılık veren Kamil adında bir çocuk, askerler tarafından süngülenerek öldürülmüştü. Antep’in ilk şehidi henüz 14 yaşındaki Kamil olmuştu. Bu olayla birlikte artık direniş açık bir şekilde başlatılmıştı.
20 Ocak 1920 günü, Antep-Maraş yolu arasındaki Karabıyıklı mevkiinde Antep’ten Maraş’a geçmekte olan büyük bir bölük Fransız birliği, Karayılan Çetesi tarafından bertaraf edilmişti. Haber Antep’e ulaşınca büyük sevinçle karşılandı. Herkes Karayılan adındaki bu yiğidin kim olduğunu tartışıyordu.
Karayılan bir askerdi. 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda Sarıkamış’ta savaşmış, bu savaşta ayağından yaralanmış, savaş bitince de köyüne dönmüştü. Aslında Antep’in yerlisi değil, Besni kazasına bağlı Kürt Elifler köyündendi. Asıl adı Mehmet’ti. Yöresine göre varlıklı sayılabilecek Kabalar aşiretine mensuptu. Küçük yaşta kendi kendine okuma-yazmayı öğrenmiş, bir süre köy imamlığı yapmış ve halk arasında Molla Mehmet olarak anılmaya başlamıştı. Babası, kendisi 16 yaşındayken çeteler tarafından öldürülmüştü.
Köyüne döner dönmez halkın perişan halini gördü ve harekete geçti. Tamamı akrabalarından 82 gönüllüyü çete olarak topladı. Bir an bile tereddüt etmeden 1600 baş hayvanını satarak cephanelik satın aldı ve kimseden yardım almaksızın çetesini donattı. Önce soyguncu çetelere karşı mücadele etti; Eşkıya Bozan Ağa’yı vurup, çetesini dağıttı. Ardından kimsenin haberi olmaksızın Antep-Maraş yolundan geçen Fransız birliklerine saldırarak 50 kişiyi esir aldı ve bu saldırıyla adını duyurdu. 82 kişilik çetesiyle birlikte kuşatmayı yarıp Antep’e girmeyi başardı ve Mehmet Sait (Şahin Bey) önderliğindeki Antep Direnişi’ne dahil oldu.
Çetesiyle Antep Cezaevi’nin kapılarını açtıran Karayılan, mahkumların ellerine silah vererek çetesine yeni gönüllüler kattı ve düşmanla savaşmaya durmaksızın devam etti. Elmalı cephesinde Birinci ve İkinci Ağcakoyunlu cepheleri, İkizkuyu Cephesi, Nizip Yolu Savaşları, Kurbanbaba Savaşı ve Mağarabaşı Savaşları’nda çetesiyle birlikte yer aldı.
Bu arada 24 Mart günü, 300 kadar adamıyla, Antep-Kilis yolundaki Elmalı Köprüsü’nde tam 4 gün boyunca Fransız ikmal yollarını kesen Şahin Bey, düşmanın şehre girmesine engel olmaya çalışıyordu 4. Günün sabahında 18 kişi kalmışlardı, yanındakilerin geri çekilelim telkinlerini “Düşman buradan geçerse ben Antep’e ne yüzle geri dönerim, düşman benim cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez” diyerek reddeden Şahin Bey, akşama doğru tek başına kalmış, Elmalı Köprüsü’nü yıktırarak taşların arkasında sipere yatmıştı. Tek başına Fransızlara karşı koyarken mermisi bitti ve cephanesiz kaldı. Tüfeğini köprünün taşlarında kırarak, yumruklarıyla düşmanın üzerine atıldı…
“Ben Antepliyim, Şahin’im ağam.
Mavzer omzuma yük.
Ben yumruklarımla dövüşeceğim.
Yumruklarım memleket kadar büyük…”
Fransız işgalci askerleri onu sol kulağının arkasından ve karnından süngüleyerek öldürdüler.
Şahin Bey’in şehitlik haberi Antep’e tez ulaştı. Şahin Bey’in naaşını Karayılan kucağında taşıyarak şehre getirdi ve defnetti. Şehitlere yas tutacak vaktin olmadığını herkes biliyordu. Kavga artık daha çetin, gün artık daha kızıldı.
24 Mayıs 1920 sabahı Karayılan erkenden kalktı. Her zaman olduğu gibi beyaz elbiselerini giyip tüfeğini kuşandı. Karargah olarak kullandığı Karagöz Camii’ne giderek cami imamına kamçısını ve gümüş saplı kamasını emanet etti. “Dönersem bunları geri alırım, dönemezsem köydeki kızım Selvi’ye verirsin” diyerek Sarımsak Tepe mevkiine doğru yola koyuldu.
O gün Sarımsak Tepe’de zorlu bir savaşta galip gelmişlerdi. Düşman kaçmaya başlayınca Karayılan’ın içi içine sığmadı, bir hışımla doğruldu siperden. İlerdeki çiti aşmak için yeltenirken vurulduğunu hisseti. Yıllardır cephelerde olan bir asker olarak bu hissi daha önce de yaşamıştı. Sinsice ateşlenen bir kurşun göğsünü parçalamış, ciğerini delmişti. Kabalar Aşireti’nden Molla Mehmet Karayılan 32 yaşında işte böyle şehit düşmüştü.
Karayılan varlıklıydı. Bölgesinin en köklü, en namlı aşiretlerinden birinin reisi konumundaydı. Yüzlerce baş hayvana, dönümlerce araziye, mala mülke sahipti. Gençti, sağlıklıydı, yeni evlenmiş, yeni çocuk sahibi olmuştu. Üstelik Antep’in yerlisi bile değildi. Ama kar etmedi. Karayılan 1600 baş hayvanını satarak, arazilerini sahipsiz bırakarak; karısını dul, çocuğunu yetim bırakmak pahasına Antep savunmasına katıldı. Kimseden tek bir kibrit çöpü bile yardım almadan kendi başına kurdu çetesini. Hepsi de aşiretinden akrabalarıydı. Şehit düştüğünde ise kızına miras olarak sadece “kamçısı ve gümüş saplı kamasını” bıraktı.
İstese hiç bir şeye karışmaz, rahat minderinde oturur, bebesini büyütürdü. Malını mülkünü o telaşeden nasıl zararsız çıkaracağını hesaplardı. Kimse de “sen niye savaşmıyorsun” demezdi. İşte bu yüzden Karayılan’ın Fransızlara karşı savaşması insanları bu kadar şaşırtmıştı.
Antep, 11 ay süren bu savaşta 6317 evladını şehit verdi. Ve bu sayı Kurtuluş Savaşı’ndaki bütün savaş meydanlarında şehit düşen insan sayısının yarısına eşittir…

İlgili Yazılar