Lagaan: Once Upon a Time in India
“Bir Zamanlar Hindistan”

Lagaan, İngilizler tarafından 1600’lü yıllarda başlayıp uzun yıllar devam eden sömürüyü ve sömürücülere karşı köylü Hintli’lerin ayağa kalkışının ve meydan okumasının filmidir. Lagaan’ın anlamı ise İngilizlerin Hint köylülerinden aldığı tarım vergisidir.32-48_Sayfa_14
Filmimizin kahramanı olan Bhuvan köylü genç bir delikanlıdır. Filmde ilk olarak Bhuvan ile köyünü kontrolünde tutan, İngiliz Yüzbaşı’yla ormanda avlanırken karşılaşıyorlar. Bhuvan ve Yüzbaşı Russell. İngiliz yüzbaşı ormanda geyik avındadır. Bhuvan ise attığı taşlarla geyikleri ürkütüp kaçırmakta, İngiliz sömürgecinin ormanlarında hayvan avlamasına engel olmaktadır. Bu ilk karşılaşma önemlidir. Bhuvan kendi ormanını, toprağını, hayvanını sömürü için orada bulunan İngilizlere karşı korumaktadır. Buna karşı İngiliz yüzbaşı öfkelenmiş bir şekilde Bhuvan’ı tehdit etmektedir.
İngiliz sömürge yönetimi sırasında, Champaner adındaki küçük tarım köyünde, bütün gözler gökyüzüne çevrilmiştir. Son yağmur mevsimi çok kısa sürmüştür, bu yıl da tek bir damla yağmur bile düşmemiştir. Endişelenen köylüler bir yandan verginin bu yıl iki katına çıkarıldığını öğrenirler. Bhuvan adında genç bir çiftçinin önderliğinde, eyaletin racasını görmeye giderler. Raca onlara bu konuda yetkisi olmadığını, kararın İngilizler tarafından verildiğini söyler. Kaprisli, öfkeli ve kibirli yüzbaşı Russell, köylülere kendi subaylarından oluşan bir takımla kriket maçı teklif eder, ne var ki köylüler bu oyunu hiç bilmez. Maçı kazanırlarsa, üç yıl boyunca Lagaan’dan bağışık tutulacaklardır; kaybederlerse, Lagaan üç katına çıkacaktır. Bhuvan bu maç teklifini kabul eder.
Kabul ettiği maçı kazanmaları gerçekten zordur köylüler için. Ama ortada hem bir bağımsızlık savaşı vardır hem de yokluk içinde geçmeyecek zamanlar vardır. Bhuvan bağımsızlık savaşlarının, içinde birçok küçük savaşların ve zaferleri barındırdığını bilerek bu savaşa girmişti. Tüm eyaletin üç yıllık geleceklerinin kaderi vardır bu maçta, kaderi bu adamların elindedir. Köylülerin çaresizlikleri, umutsuzları, hayal kırıklarının üzerine bir umut bir çare olarak geldi bu maç. Baştan adil olmayan bir yarışta, mücadelede adalet istediler. Bhuvan kendine ve aynı köydeki insanlara güvenerek maçı kabul ediyordu. Burada filmin üzerinde ısrarla durduğu sadece savaş meydanlarında değil birçok alanda bağımsızlık savaşının olduğu gösterilmek istenmiş. Baştan kaybettiklerini düşünerek Bhuvan’ın kararına karşı çıkan köylülere. “Evinizi yangından kurtarmak için yanmak zorundasınız.” diyerek girdi Bhuvan bu savaşa. Ev dediğiniz bazen bir toprak parçası, bazen koskoca bir ülke, vatan olur. Yangından kurtarmak için yanmak zorunda olduğunuz. “Bu maç tarla ve ekinlerimiz için. Kazanırsak üç yıl mutlu olacağız.”. Vergi ödemeyen halk mutludur çünkü. Kendi emeğiyle kendini geçindirebilen, emeğine göz koyulmayan, emeği çalınmayan halk mutludur. Kendi ekip kendi biçtiğinde mutludur. Bunlar filmin genel karakteristik ve sürekli vermek istediği özelliği diyebiliriz.
Bu kriket maçıyla olacak olan Bhuvan’ın savaşı, sadece Lagaan vergisine değil Kast sisteminin üzerine de sopalarla vuracaktır. Köylülere “Onlar pantolonla oynuyor ve adına kriket diyorlar. Biz peştemalle oynuyoruz ve gilli-danda diyoruz. Atalarımızdan beri oynuyoruz” der Bhuvan.
Köylüler maçı kabul etmesinden dolayı Bhuvan’a karşı öfkelilerdir. Köylüleri ikna etmek öyle kolay değildir. Bunun çılgınlık olduğunu ve desteklemeyeceklerini söylüyorlar. Kendi çıkarları için köylülere ihanet edecek olan Lakha, karamsarlığın inançsızlığın başını çekiyor. Ama Bhuvan inanmıştır. Bu inanç ve ısrarla her gün çoğalacaklardır. Ancak Bhuvan’ın aldığı kararın doğruluğuna inancı çok fazla. Bunu annesi ile olan konuşmasında görebiliyoruz. “Sen söyle anne. Tohumları ekmek için toprağı süren kim? Biz. Sulayan kim? Biz. Niye onların kesesini dolduralım?” Ayrıca yine Bhuvan’ın söylediği şu sözler filmin içinde önemlidir. “Sadece düşleri olanlar, onları gerçekleştirebilir. “ Bhuvan bir düşün peşinde bir maç veya savaşa girmiştir.
Köylülerin takımını oluşturanların kişisel özelliklerine göre bir strateji kurarlar. Kişisel becerilerini, özelliklerini, yerelliklerini/köylülüklerini ve kültürlerini yansıtıyorlar, buluşturuyorlar oynadıkları oyunla. Biri sapan gibi hızlı atıyor topu, biri gücü ile çok uzaklara vurabiliyor. Kiminin tutkusu, kiminin hızıdır bu özellikler. Bu oyuncular içinde İsmail adında bir oyuncu vardır. Köy, Müslüman köyü değildir ancak İsmail Müslümandır. Hint toplumu içinde ki çok kültüre, inançlara bir vurgu ve göndermedir.
Yüzbaşı Russell’in kibri filmde sürekli gösterilir. Burada verilmek istenen aslında işgalcilerin kibridir. Yüzbaşı orada tüm sömürücüleri göstermektedir İşgal ettikleri topraklardaki halk hep aşağıdadır onlardan. Aptaldırlar, zayıftırlar, cahildirler. Kendilerini yönetip, yönlendirecek bir efendiye ihtiyaç duyarlar. Onlar olmasa gelişemezler, aç kalırlar. Onlara bağlı olmak zorundadırlar. Silahlarının güçlerinden dolayı kendilerini güçlü, güvende ve yenilmez sayarlar. Birde buna karşı yönetmen birleşmiş halkın öfke ve cesaretlerinin, kararlılıklarının en büyük silah olduğunu, önüne geçilemez bir güç olduğunu gösterir. Bunu film boyunca görebiliriz.
Filmin yine önemli bir sahnesi de Arjan isimli köylünün yüzbaşının saldırısına uğramasıdır. İngiliz’in atı kadar değeri yoktur Hint köylüsü Arjan’ın. Hem köylüyü aşağılayıp eğlenecek, hem vergisini alacak. O kadar güveniyor kendine İngiliz. “Çizmelerimiz altında ezilmeye devam edeceksiniz.” diyerek gösteriyor bunu. Ancak Arjan’ın “Sahip, taban ne kadar kalın olursa olsun yine de aşınır. Sonra çiviler batmaya başlar.” diyerek cevaplaması köylülerin birlik olduklarını göstermeye başlıyor…
Bir gün emperyalistlerin ayak izleri silinene kadar dünyadan, halklar vatanın bağımsızlığı için savaşmaya devam edecek. Birlikte kazanmanın, birlikte başarmanın hazzını keyifle izleyelim…

İlgili Yazılar